top of page
  • Cemre Gürbüz

Sessizliğin Gözleri

Bu metin Nesin Matematik Köyü’ndeikihaftalıkablalıkdeneyimim süresinceedindiğim gözlemleredayanmaktadır.



Etimolojisi -varoluş anlamına gelen- kawn köküne dayanan mekan, şeyleri birbirinden ayırarak kimi zaman karşılaşma olasılıklarını arttırır kimi zaman ise olasılıklara belirli bir çerçeve çizer. Muntazam işçilik örnekleri olan kuş yuvalarını ve örümcek ağlarını düşündüğümüzde boşluğu örgütleme gayesinin insana has bir özellik olmadığını da kolayca fark ederiz. Buna karşın insan üretimi mekan, organizasyonların çokluğu ve karmaşıklığı nedeniyle oldukça çeşitli ve tartışmalıdır. Öncelikle doğal koşullardan korunma amacıyla çizilen çizgiler, içerisi ve dışarısı arasındaki ayrımı tanımlarken aynı zamanda içeridekilerin ve dışarıdakilerin kimler olacağına dair karar mekanizmasını ateşler. Bu kararlar gündelik yaşam pratiklerini belirli bir düzende sürdürme, olasılıkları tahmin ederek kontrol edebilme gayesinden temellenir. Dolayısıyla politik ve sembolik anlamlarla yüklüdürler.

İçerisi ve dışarısı arasındaki mekansal ayrıma dair tartışmaların en yoğun olduğu alanlardan birisi eğitim amaçlı mekanların tasarımıdır. Odaklanma için elzem olan ses ve görüntü kontrolünün keskin hatlarla tanımlanmış duvarlar, kapılar ve pencereler olmadan nasıl sağlanabileceği sorusuna yanıt arayanlar için ise Nesin Matematik Köyü eşsiz bir örnek. Eşzamanlı olarak çeşitli derslerin işlendiği, kapı, duvar, pencere anlayışını reddetmiş çokça mekana sahip olan köyde, birbirinden farklı kültürlere, yaş gruplarına ve mesleki disiplinlere mensup yüzlerce katılımcı bulunuyor. Çöp toplama, yemek pişirme, temizliği sağlama gibi işlerin hep birlikte yürütülmesine dayanan sistemin etkisiyle, müşterek mekan pratikleri yaş, cinsiyet ve kültür fark etmeksizin tüm katılımcılar tarafından içselleştirildiğinden olsa gerek, köyde kapı/duvar/pencere gibi yapısal elemanların yerini ‘’gözler’’ alıyor.





Köy’e yeni gelenler burada yıllardır sürdürülen ortak yaşam kültürüne dair anlatıyı içeren toplu bir toplantıya davet ediliyor. Bu tanışma toplantısının bana kalırsa en dikkat çekici ve etkin çıktısı ‘’sessizlik kuralı’’. Belirli zamanlarda planlı biçimde yürütülen ve tüm köy sakinlerine açık olan konserler, oyunlar ve diğer etkinlikler haricinde ses seviyesini belli bir düzeyde tutmak elzem. Topraktan, ağaçtan izole, basmakalıp eğitim mekanı anlayışı bu temel kural sayesinde yerinden edilebiliyor. Kent yaşamına alışkın olanların ders esnasında içeriye (?) dalıveren köpeklere, kedilere ve böceklere ilk karşılaşmada duyduğu hayret ise, ikinci gün kuş olup uçuyor. Böylece özel/kamusal ayrımı silikleşiyor, doğayı insanın karşısında konumlandıran bakışın yerini uyum alıyor.



Köyün eğitim amaçlı mekanları elbette bütünüyle sınırsız değil. Taş, tuğla ve ahşap ağırlıklı olmak üzere çeşitli doğal malzemelerin geleneksel inşa yöntemleriyle bir araya getirildiği eşiklerle sıkça karşılaşılıyor. Fakat bu eşiklerin bulanıklığı ve eğitim mekanlarının bütün içerisinde dağınık yapıda olması üzerimizde zarif bir merak

duygusu bırakıyor. Arazinin doğası gereği sahip olduğu topografik özelliklere minimum müdahale prensibiyle verilen yerleşme kararları da bu gizemi pekiştiriyor. Burada birbirlerinden farklı kapasitelerde yarı açık iki amfi mevcut. Topografyanın olanaklarını son derece etkin kullanmış olan bu amfilerden büyük olanı diğer mekanlara göre izole bir konumda yer alıyor. Küçük amfi ise merkezi ve oldukça stratejik bir noktada konumlanıyor. Çadırların ve koğuşların yer aldığı konaklama bölümü ile, köyün en hareketli alanı olan İstasyon, Bol Kepçe ve Ciddi Kepçe -yemekhaneler- bölümü arasında yer alan küçük amfi ve çevresindeki açık derslikler, sessizlik kuralının teminatı niteliğinde. Ses ve hareketin yoğun olacağı mekanların arasına serpili sessiz mekanlar dengenin temel taşlarından. Bu yaklaşım eğitim mekanı tasarımına dair yaygın inanışları yeniden düşünmemize vesile oluyor.




Genellikle askeri yapılara benzeyen, standart anlayışlara dayanan eğitim yapılarında sesli ve sessiz, ortak ve tekil/kümelenmiş mekanlar son derece keskin çizgilerle birbirinden ayrılır. Bu mekansal kategorizasyon gün içerisinde geçirilen zamanı da aynı şekilde örgütler. Çalışma/eğitim/toplantı gibi ciddiyet mekanlarının saatleri, dinlenme/sohbet etme/oyun oynama amaçlı eğlence mekanlarının saatlerinden başka anılır. Uzun koridorlarda asayişi sağlamak için dönüp duran görevliler belleklerimizdeki yerlerini bir ömür sabitler. Böylece otoritenin soluğunu zamanın ve mekanın boşluğuna/doluluğuna verilen kararlar yoluyla her daim ensemizde hissederiz. Nesin Matematik Köyü ise bu durumu ciddi ölçüde sarsan bir yapıya sahip. Yıllar içerisinde yaşanan deneyimlerin de etkisiyle sağlanmış olan bu dağınık düzen, kontrol koridorlarına, aktivitelere dair keskin mekansal ayrımlara gerek duyulmadan da dengeli ve sürdürülebilir eğitim mekanlarının mümkün olduğunun eşsiz bir göstergesi. Mecburiyetlerin değil merakın ve ilginin öncelendiği bu modelde köy sakinleri, eğer vakitleri varsa, farklı disiplinlerin derslerine şahit olabiliyor ve ardından dahil olabiliyor. Bu durum, mesleki alanlara dair uzmanlaşmaların varlığını kabul etmekle beraber, bilgi alanları arasında geçirgenliğin sağlanabilmesi açısından da oldukça heyecan verici. Teori ve pratik arasındaki uçurumu devamlı vurgulayan ve bu tür sistemleri romantik ve sürdürülemez olarak yorumlayan tanıdık yaklaşımlara da tutarlı bir cevap niteliğinde.





Commenti


bottom of page